Dünya Sağlık Örgütü 2020 yılını temasını, hemşireliğin öncüsü Florence Nightingale’nin doğumunun 200. Yılı olması sebebi ile Hemşire ve Ebe Yılı olarak belirlemişti. Bu yılın, hemşirelik mesleğini icra eden bütün hemşireler için mesleğin gelişimine dair yapılması gerekenlerin vurgulanacağı büyük bir fırsat olacağını biliyorduk. Ancak hiç birimiz 2020’nin böyle başlayacağını aklımızın ucundan geçiremedik.
Geçmiş tarihte hemşireler, dünya genelinde sağlığı tehdit eden salgınlarla mücadelede hep ön saflarındaydı. COVID-19 ile mücadelede de aktif olarak yer almamıza , sakin ve profesyonel görünmemize rağmen, herkes gibi biz de kendimiz, hastalarımız, meslektaşlarımız, ailemiz ve arkadaşlarımız için endişe duyuyoruz. Bu süreçte kimimiz kronik hastalığı olan anne ve babası ile yaşadığı evinden ayrılmak zorunda kaldı. Kimimiz çocuklarını günlerce göremedi. Kimimiz de sevdiklerini eskiden olduğu gibi doyasıya sarılıp öpemedi
Hastaneler COVİD-19 la beraber çok değişti. Pandemi hastaları ile diğer hastalarımızı ayıralım derken bambaşka bir acil servis ortaya çıktı. Hiç bir şey eskisi gibi değildi. İlk zamanlar bizim için bilinmezliğin getirmiş olduğu kaygılarla doluydu. Bilinmeyen ve belirsiz şeylerden korkuyorduk. Ama yavaş yavaş hastalık hakkında daha fazla bilgi sahibi olduğumuz ve hastalarımızın iyileştiğini ve taburcu edildiğini gördükçe, daha az korku ve güven duyduk.
COVID-19 salgınında bir çok ülkede kişisel koruyucu ekipman (KKE) temini giderek artan bir endişe kaynağı oldu. Bizim hastanemizde böyle bir sorunumuz yoktu. Fakat duyduklarımız, televizyonlarda diğer ülkelerin yaşadığı sıkıntılar bizi de endişelendirdi. Acaba biz de bir gün KKE sıkıntısı yaşayacak mıydık? Bu sebeple gelecekte sorun yaşamamak adına daha dikkatli kullanmaya başladık. Günlük sayımlar yaparak uygunsuz kullanımları engellemeye çalıştık. Bu bile bizim için ciddi bir stres kaynağıydı.
Pandemiye uygun olarak düzenlediğimiz Acil servisin eski rutinleri yok oldu. Mevcut çalışan hemşire sayımız bu yeni düzen için yeterli değildi. Hastanemizin diğer kliniklerinde çalışan on bir meslektaşımız da bizimle birlikte acil serviste çalışmaya başlayarak mücadelede yerlerlerini aldılar. Ekibimizin bir parçası olan yeni arkadaşlarımızın bir kısmı daha önce birlikte çalıştığımız ama bir takım sebeplerden dolayı acil servisten başka kliniğe gitmek durumunda olan arkadaşlarımızdı. Hiç tereddütsüz geri döndüler. Bir kısmı da acil servis deneyimi olmayan arkadaşlarımızdı. O kadar istekliler ki ekibe hemen adapte oldular. Çok cesurlardı. Onları görünce mesleğe olan inancım arttı.
Hep hastaya dokunmanın ne kadar önemli olduğundan bahsederdik eskiden. Şimdilerde ise Covid alanlarında kişisel koruyucu ekipmanlarımız ile donanmış halde hastalarımıza dokunuyoruz. Gözümüzde kocaman gözlükler ve yüz siperliklerin arkasından bakıyoruz, maskelerin altından konuşuyoruz. Hastalarımıza çıplak elle dokunmak diye bir şey yok artık. Oysa ki ne kadar değerliymiş; arada engel olmadan, bir hastanın elini tutup gözlerine bakıp, gülümseyerek “buradayım, yanındayım senin iyileşmen için elimden geleni yapacağım” diyebilmek.
Dünyada bütün hemşirelerin yaptığı gibi, biz de acil servis hemşireleri olarak bu zor günleri aşacağız. Lütfen her şey bittiğinde kutlayacak çok şeyimiz olacağını bilerek güçlü kalın.

Önceki İçerikSoru Sor
Sonraki İçerikTYD – İKYD
Acil servis sorumlu hemşiresi, geçtiğimiz yüzyılda Akdeniz Üniversitesinden mezun olur olmaz kendisini acilde bulmuştur. Ve o günden beri acil servise gönülden bağlanmıştır. 10 yıl gece nöbetlerinde koşturduğu acil koridorlarını, 10 yıldır servis sorumlusu olarak koşmaktadır. Üç yakışıklı delikanlının olduğu bir çekirdek ailenin kraliçesidir. En büyük keyfi, evdeki koltuğunda oturup televizyonda tenis maçlarını seyretmektir. Sıkı bir Nadal hayranıdır. Hayat felsefesi “ne yaparsan yap aşk ile yap” üzerine kurulmuştur.

Bir Cevap Yazın